Halep’te çatışmalar sırasında yıkıntılar arasında yaralı bir çocuğu taşıyan sivil, savaşın siviller üzerindeki etkisini gösteriyorSuriye’nin Halep kentinde çatışmaların ardından sivillerin yaşadığı insani dram

Suriye’nin Halep kentinde son günlerde artan çatışmalar, siviller üzerindeki baskıyı yeniden gündeme taşıdı. Yerleşim alanlarının zarar gördüğü kentte insani durum giderek daha kırılgan hâle geliyor.

Suriye’de iç savaşın en ağır izlerini taşıyan kentlerden biri olan Halep, son günlerde yeniden yoğun çatışmalara sahne oluyor. Kentin bazı mahallelerinde yaşanan askeri hareketlilik sivillerin güvenliğini doğrudan tehdit ederken çok sayıda aile evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Bölgeden gelen bilgilere göre çatışmalar sırasında sivil yerleşim alanları zarar gördü, altyapı büyük ölçüde tahrip oldu. Sağlık hizmetlerine erişim zorlaşırken, hastaneler ve yardım noktaları üzerindeki baskı da dikkat çekiyor. İnsani yardım kuruluşları, özellikle çocuklar ve yaşlılar için durumun kritik olduğuna işaret ediyor.

Yetkililer, kentte kontrol sağlama amacıyla yürütülen operasyonların sürdüğünü belirtirken, sahadaki görüntüler sivil kayıplara ilişkin endişeleri artırıyor. Uzmanlar, Halep’te yaşananların yalnızca askeri bir gelişme olarak değil, ciddi bir insani kriz olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Uluslararası hukuk yeniden tartışmada

Halep’te sivillerin yoğun yaşadığı bölgelerin çatışmalardan etkilenmesi, uluslararası insani hukukun ihlali tartışmalarını da beraberinde getirdi. Cenevre Sözleşmeleri’ne göre sivillerin, sağlık tesislerinin ve insani yardım faaliyetlerinin korunması zorunlu olmasına rağmen, sahadaki tablo bu kuralların yeterince uygulanmadığı yönünde eleştiriler doğuruyor.

Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, taraflara sivillerin korunması çağrısı yaparken, şu ana kadar etkili ve bağlayıcı bir adım atılmış değil.

“Srebrenitsa riski” uyarısı neden yapılıyor?

Uzmanların son dönemde kullandığı “Srebrenitsa riskini barındırıyor” ifadesi, Halep’te yaşananları doğrudan bir soykırımla eşitlemekten ziyade, önlenmediği takdirde toplu sivil katliamlarına dönüşebilecek bir sürece dikkat çekiyor.

1995’te Bosna-Hersek’te yaşanan Srebrenitsa katliamı, uluslararası toplumun zamanında müdahale etmemesi nedeniyle tarihe geçti. Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen kentte, yaklaşık 8 bin 372 sivil yaşamını yitirdi. Yıllar sonra bu olay soykırım olarak tanındı.

Hukukçulara göre bugün Halep için yapılan bu benzetme, “geç kalınmaması” yönünde bir erken uyarı niteliği taşıyor. Sivillerin hedef olduğu, yardımın engellendiği ve güvenli alanların kalmadığı her tablo, benzer trajedilerin yaşanma riskini artırıyor.

“Dünya yine mi izliyor?”

İnsan hakları savunucuları, Halep’te yaşananların sıradan bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Uluslararası mekanizmaların yavaş işlemesi ve siyasi dengelerin öne çıkması, sahadaki insani krizin derinleşmesine neden oluyor.

Uzmanlara göre Halep’te yaşananlar karşısında sessizlik sürerse, ileride yine aynı cümle kurulabilir:
“Dünya gördü ama müdahale etmedi.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir