Avrupa, Mart ayında Rusya’dan aldığı LNG miktarını yüzde 38 artırarak rekor seviyeye ulaştı. Enerji krizi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler talebi tetikledi.
Avrupa’nın Rus LNG ithalatı, Mart ayında rekor seviyeye ulaşırken enerji krizi yeniden gündemin merkezine oturdu. Brüksel merkezli analizlere göre Avrupa ülkeleri, Rusya’dan 2,5 milyar metreküp eşdeğerinde sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) temin etti. Bu artışta Orta Doğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının etkili olduğu belirtiliyor.
Avrupa ülkeleri, Mart 2026’da Rusya’dan LNG alımını önemli ölçüde artırdı. Verilere göre toplam ithalat 2,5 milyar metreküp eşdeğerine ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38’lik bir artış anlamına geliyor. Enerji arz güvenliği açısından kritik bir dönemde gerçekleşen bu artış, Avrupa’nın enerji politikalarında dikkat çekici bir değişime işaret etti.
Artışın arkasındaki en önemli nedenlerden biri, küresel enerji taşımacılığının kilit noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler oldu. İsrail ve ABD arasında yaşanan savaşın ardından boğazın fiilen kapanması, dünya genelinde petrol ve LNG akışını ciddi şekilde etkiledi. Bu durum, alternatif kaynak arayışındaki Avrupa’yı yeniden Rus LNG’sine yönlendirdi.
Uzmanlara göre Avrupa’nın Rus gazına yönelmesi, kısa vadeli bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte küresel LNG arzında ciddi daralma yaşandı. Dünya petrol ve LNG taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hattın devre dışı kalması, fiyatları yukarı çekerken arz güvenliği risklerini de artırdı.
Bu gelişmeler karşısında Avrupa ülkeleri, enerji arzını kesintisiz sürdürebilmek için mevcut kaynaklara yönelmek zorunda kaldı. Rus LNG’si bu noktada en hızlı ve erişilebilir alternatiflerden biri olarak öne çıktı. Ancak bu durum, Avrupa’nın enerji bağımsızlığı hedefleri açısından da tartışmaları beraberinde getirdi.
Öte yandan, Rusya’nın enerji ihracatındaki bu artış, küresel enerji dengelerinde yeni bir dönemin sinyali olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın artan talebi, Rusya’nın LNG piyasasındaki konumunu güçlendirirken, enerji politikalarının jeopolitik gelişmelerle ne kadar yakından bağlantılı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Enerji krizinin derinleştiği bu süreçte Avrupa, tüm risklere rağmen yeniden Rus LNG’sine yönelmek zorunda kaldı.

